04 Eki 2026

Istanbul: Never the Less

Bir dolandırıcılık hikayesini bu kadar sevdiğimiz oyuncularla izlemenin avantajı da dezavantajı da onlara güvenmeye çoktan hazır olmamız. Organize İşler: Karun Hazinesi bu kez Yılmaz Erdoğan, Kıvanç Tatlıtuğ, Demet Akbağ, Ezgi Mola ve Uraz Kaygılaroğlu’nu buluşturdu. Beş ayrı röportajın ardından dizinin heyecanıyla elimizde tek bir soru kalıyor: Biz bu hikayede kime inanacağız?

  • Yazar Kumru Yaren Cengiz 

  • “Yalansız kul mu var? Girdiğin yol mu dar? İçin neden üşür? Çıktığın dağ mı kar? Dönüp mü gitmeli? Tövbe mi etmeli? Bu sazan sarmalı deyip mi geçmeli?” Nil Karaibrahimgil, Burası İstanbul’da şehrin adını söylemeden önce peş peşe sorular soruyor. Nil, İstanbul’u nasıl özetlerse özetlesin herkesin İstanbul’u bambaşka aslında. Herkesin kaderinin çizildiği, taşı toprağı altın olan, uğruna aşklar ve yaslar adanan İstanbul, zıtlıkların içerisinde kimi zaman bir rüya kimi zamansa kabusların en derini.

    Şarkılar İstanbul’a çok yakışsa da en yakışanlar Organize İşler serisinde hayat bulanlar gibi. “Organize işler bunlar, başımıza işler bunlar. Senin benim dinlemez, İstanbul'u dişler bunlar.” derken “İstanbul… Sen mi büyüksün ben mi?” nidasını atabilecek çaresizlikte ve cengaverlikte bir ruh haline bürünüyoruz. Korkuyoruz fakat meydan okumaktan geri duramıyoruz. Nil Karaibrahimgil’in Organize İşler şarkısı ise hem ilk filmin hem bu bahsi geçen halimizin jeneriği oluyor.

    İlk filmi hatırladığımda aklıma önce Samet’in “Superman” kostümü geliyor. Başkasını kurtarmak için giydiği kostümün içinde kendi hayatını toparlayamayan bir adam. Korkunun ve cesaretin tek vücut hali.

    On dört yıl sonra Sazan Sarmalı geldiğinde organize numaralar bu kez Asım’ın kendi evine, kalbinin en derinine ulaştı. Başkalarının neye inanmak istediğini görebilen ve yönlendirebilen bu adam, kızının zarar görmesini engelleyemedi. Ardından Sarı Saruhan ve Lerzan’la birlikte dolandırıcılığın görünüşü de değişti. Daha gösterişli, daha pahalı ve kendisini saklamakla pek ilgilenmeyen bir dünyaydı bu.

    Organize İşler: Karun Hazinesi, bu iki filmin kurduğu dünyayı şimdi diziye taşıyor. Herkes henüz görmediği ama dillere destan olan o hazinenin peşinde koşturuyor. Dizi, bir insanın bir yalana bir anda kanmasından çok, inanmayı adım adım seçmesini izlemek için daha geniş bir alan açıyor. 

    Bu sayımız için Yılmaz Erdoğan, Kıvanç Tatlıtuğ, Demet Akbağ, Ezgi Mola ve Uraz Kaygılaroğlu’nu aynı çekimde buluşturduk. Fotoğrafta beşi yan yana; Organize İşler’le kurdukları ilişkiler ise birbirinden tamamen başka. Yılmaz Erdoğan, Asım Noyan’ı yirmi yılı aşkın süredir yazıyor ve oynuyor. Demet Akbağ, Nuran Ocak’tan yıllar sonra aynı dünyaya Nefise olarak dönüyor. Ezgi Mola ile Kıvanç Tatlıtuğ, Lerzan ve Sarı Saruhan’ı aradan geçen zamanı da yanlarına alarak yeniden canlandırıyor. Uraz Kaygılaroğlu ise mezar hırsızı Sado’yla oyuna ilk kez giriyor. Onlarla ayrı ayrı konuşunca toplu fotoğraftaki enerji ise başka çehrelere bürünüyor. 

    Beş röportajdan tek bir oyunculuk tarifi çıkmaması hoşuma gidiyor. Toplu fotoğrafta aralarındaki uyum hemen görülüyor. Cevaplarda ise her birinin karakterine duyduğu merak, çalışma biçimi ve oyunculuktan aldığı zevk kendi sesini buluyor. Kapakta çok doğal görünen bu birlikteliğin arkasında birbirine hiç benzemeyen son derece özgün yollar olduğunu öğreniyoruz. Fotoğraflara yeniden baktığımda artık bu yolları da düşünmeden edemiyorum.

    Bir dolandırıcılık hikayesine sevdiğimiz oyuncularla başlamak ister istemez gardımızı indiriyor. Yıllardır izlediğimiz yüzlere daha karakterleri konuşmadan inanıyoruz. Açıkçası bu beş oyuncuyla işleri zaten oldukça kolay. Asım Noyan’ı, Lerzan’ı ve Sarı Saruhan’ı bildiğimizi düşünüyoruz; Nefise ile Sado’yu ise ilk kez göreceğiz. Yazı mı tura mı gelecek bilinmez ama Karun Hazinesi’ne onu gerçekten hak edenlerin kavuşacağı kesin.