10
10
Bir Otoportre Olarak Lüks
Informa Prestige CEO’su Toby Moore’a göre yeni lüks anlam taşımakla ilgili. Monaco Yacht Show’dan Art Monte- Carlo’ya uzanan dünyasında koleksiyonerlik, kimlik ve deneyim giderek aynı hikayenin parçalarına dönüşüyor.
Yazar Kumru Yaren Cengiz
Fotoğraf: Monaco Yacht Show / Ciel Azur MC
Bir zamanlar lüks denince akla ilk olarak görünürlük geliyordu. Daha büyük, gösterişli, ulaşılmaz olanın peşinden koşulan bir dünya. Fakat bugün bu anlayış değişiyor. Ultra lüks dünyasında artık yalnızca sahip olunan şeyler değil, onların arkasındaki hikayeler, değerler ve deneyimler önem kazanıyor.
Bu dönüşümün en net görebileceğiniz yerlerden biri ise her yıl Monaco’da düzenlenen Monaco Yacht Show. Dünyanın en önemli süperyat etkinliklerinden biri olarak kabul edilen bu organizasyon, bugün yalnızca yeni yatların sergilendiği bir buluşma noktası değil; tasarım, sanat, teknoloji ve koleksiyonerlik kültürünün de kesişim alanlarından biri.
Monaco Yacht Show, Art Monte-Carlo ve BOAT International gibi markaları bünyesinde bulunduran Informa Prestige’in CEO’su Toby Moore da lüks dünyasındaki bu dönüşümü yakından takip eden isimlerden. Onunla koleksiyonerliğin değişen anlamını, ultra lüksün yeni estetiğini ve geleceğin lüks anlayışını konuştuk.

Informa Prestige CEO’su Toby Moore
Monaco Yacht Show dışarıdan bakıldığında çoğu insan için ulaşılmaz bir dünya gibi görünüyor. Ama içeriden bakınca aslında çok güçlü bir tasarım, mühendislik ve yaşam stili kültürü de var. Sizce insanların süperyat dünyasıyla ilgili en büyük yanlış algısı ne?
Süperyat dünyasının yalnızca servetle başlayıp servetle bittiği düşüncesi. Dışarıdan bakıldığında bu dünya gösterişli ve etkileyici ama aynı zamanda mesafeli görünebilir. Çoğu insanın hiç görmediği şey ise her bir teknenin arkasındaki olağanüstü insan emeği ve ustalığı. Usta marangozlar, cam ustaları, tek bir gövde formunu kusursuzlaştırmak için yıllarını harcayan deniz mimarları... Bir süperyat pek çok açıdan bugün hala gerçekten kişiye özel üretilen son objelerden biridir; aynı zamanda başka türlü kaybolup gidebilecek zanaatkarlık geleneklerini yaşatan özel bir üretim sürecinin sonucudur. Monaco Yacht Show’da sergilenen şey yalnızca yatlar değil. Mühendislik ile sanatın birbirinden ayrılmadığı, insan yaratıcılığının canlı bir yansıması.
Informa bünyesinde hem Monaco Yacht Show hem de Art Monte-Carlo gibi farklı alanlarla çalışıyorsunuz. Bugün sanat koleksiyonerleriyle süperyat müşterileri arasında nasıl bir ortaklık görüyorsunuz?
Bu ayrım büyük ölçüde ortadan kalktı. Günümüzün ultra yüksek gelir grubundaki müşterileri artık dünyayı kategoriler üzerinden düşünmüyor. Mimarları, sanat danışmanları ve yat brokerları aynı çevrelerde bulunuyor, birbirlerini tanıyor ve giderek daha fazla birlikte çalışıyor. Bugün tanık olduğumuz şey, yatın bir ulaşım aracından çok kültürel bir projeye dönüşmesi. Yat sahipleri küratörlerle iş birliği yapıyor, mekana özel sanat işleri sipariş ediyor ve yatlarını, evleriyle ya da koleksiyonlarıyla ifade ettikleri kimliğin doğal bir uzantısı olarak görüyor. Informa Prestige olarak Monaco Yacht Show ile Art Monte-Carlo’yu bir araya getirmemizin nedeni de tam olarak bu. Bunlar birbirinden ayrı dünyalar değil. Aslında aynı hikayenin parçaları.
Son yıllarda özellikle ultra lüks dünyasında daha sessiz, minimal ve kişisel bir estetik öne çıkmaya başladı. Sizce bu değişim Monaco Yacht Show kapsamında sergilenen yeni nesil yatlara da yansıyor mu?
Kesinlikle! Bugün en büyük heyecanı yaratan yatlar en gösterişli olanlar değil, her detayı özenle düşünülmüş olanlar. Yumuşak nötr tonlar, doğal dokular ve çevresinden ilham alan malzeme paletleri öne çıkıyor. Gösteriş için tasarlanmış değil, gerçekten yaşanıyormuş hissi veren iç mekanlara doğru belirgin bir yönelim var. Ceviz ağacı, deri ve doğal taş gibi malzemeler parlak kromun veremeyeceği türden sakin ama güçlü bir karakter taşıyor. Yeni nesil yat sahipleri, seleflerine kıyasla belirgin ölçüde daha genç ve yaptıkları seçimlerin bir amacı olmasına önem veriyor. Onlar için önemli olan dikkat çekici bir mekan yaratmak değil, bir sığınak hissi veren bir yaşam alanına sahip olmak.
Sizce bugün bir yatı gerçekten çağdaş yapan şey teknoloji mi, tasarım mı, yoksa yarattığı yaşam hissi mi? Aslında üçü de ama ancak birbirleriyle kusursuz biçimde çalıştıkları zaman. Çünkü bir yatı gerçekten çağdaş kılan şey, teknolojinin görünmez hale gelmesidir. Yapay zekanın enerji kullanımını ve seyir sistemlerini arka planda sessizce yönettiği, yat sahibinin ise sevdiği insanlarla birlikte açık denizde oturup ışığın değişimini izlediği bir deneyimden söz ediyorum. Tasarım bu deneyime zemin hazırlar, teknoloji ise her şeyin sorunsuz işlemesini sağlar. Ama geriye kalan, kalıcı olan şey bütünüyle insani olandır. En modern yat, en fazla teknolojiye sahip olan değil; size bulunduğunuz yer dışında her şeyi unutturandır.
Siz bugünün koleksiyonerliğini nasıl tanımlıyorsunuz? Artık koleksiyon yapmak insanlar için yalnızca sahip olmakla mı ilgili, yoksa kendilerini anlatma biçimine mi dönüşüyor?
Koleksiyonerlikte mesele artık neye sahip olduğunuz değil, neden sahip olduğunuz ve bu çok önemli bir değişim. En bilinçli koleksiyonerlerde gördüğümüz asıl şey, eserin ya da objenin kökenine, kullanılan malzemelerin ardındaki hikayeye ve yaptıkları seçimlerin yansıttığı değerlere duyulan derin ilgi. Sürdürülebilir kaynaklardan elde edilmiş malzemelerle tasarlanmış iç mekanlara ve hidrojen destekli bir itki sistemine sahip bir yat, yalnızca çevresel bir tercih değil. Aynı zamanda o kişinin kim olduğunu ve neye inandığını ortaya koyan bir ifade. Bu anlamda yat da tıpkı bir sanat koleksiyonu gibi sahibinin kimliğini ve değerlerini yansıtan güçlü bir otoportreye dönüşmüş durumda.
Dünya daha belirsiz, politik ve ekonomik olarak daha kırılgan bir yere giderken sizce gelecekte insanlar lüksten ne bekleyecek? Gösteriş hala önemli olmaya devam edecek mi, yoksa ultra lüksün dili değişiyor mu?
Aslında bu anlayış çoktan değişmeye başladı. Gösteriş, görünürlüğün en önemli değer olarak görüldüğü belirli bir dönemin ürünüydü. Şimdi ise daha incelikli ve birçok açıdan daha talepkar bir lüks anlayışına doğru ilerliyoruz. Özgünlükle, ölçülülükle ve fotoğraflanması ya da kolayca paylaşılması mümkün olmayan deneyimlerin niteliğiyle tanımlanan bir lüks anlayışına. Belirsizliklerin hakim olduğu bir dünyada, gerçekten yenilenemeyen tek lüks zaman. Korunabilen, anlam taşıyan ve hakkıyla yaşanabilen zaman. Monaco Yacht Show da bu değişimle birlikte dönüşmeye devam edecek. Teknoloji daha gelişmiş hale gelecek, filodaki yatlar daha iddialı olacak. Ancak tüm bunların merkezindeki amaç değişmeyecek: Kurulan bağların niteliği, duyguların derinliği ve tam da olmak istediğiniz yerde olmanın verdiği o eşsiz haz.