11
11
Bugüne Ait
Ritmik jimnastikten podyuma uzanan bir yol. Sporculuğun getirdiği disiplini moda sahnesine taşıyan Vialina Lemann, moda ile günlük hayatın aslında ne kadar iç içe olduğunu gösteriyor; sıradan anların içindeki o estetik potansiyeli görünür kılıyor.
Yazar Selin Yıldız
Fotoğraf: Christian Tudose
Moda Editörü: Mădălina Simion
Model: Vialina Lemann
Makyaj: Florence Depestele
Saç: Julien Gonzalez Galvez
Moda Editörü Asistanı: Roksolana Onufrak
Ritmik jimnastik ile başladığın yolculuğun, moda dünyasına geçişinle devam ediyor. Geriye dönüp baktığında, modelliği bu disiplinin bir devamı olarak mı görüyorsun, yoksa tamamen yeni bir dil olarak mı?
Modelliği yeni bir dil olarak görmüyorum. Daha çok aynı dil gibi, sadece temposu farklı. Jimnastik bana en önemli şeyi, vücudumun her bir noktasını kontrol etmeyi öğretti. Modada da minderin üzerinde olduğu gibi disiplinin yoksa güzellik de yoktur. Benim için podyum, vücudumu kullanarak bir hikaye anlattığım başka bir sahne sadece. Mesele o sporcunun odağını alıp zarafete dönüştürmek.
![]() |
![]() |
Özbekistan ve Rusya arasında büyümek, bu kadar global bir endüstride kendini ifade biçimini nasıl şekillendirdi?
Benim geçmişim, genelde insanların bir araya gelmeyeceğini düşündüğü dünyaların güzel bir karışımı. Müslüman bir babam ve Yahudi bir annem var, Lutheran bir okulda okudum ve Özbekistan’ın sıcaklığı ile Rusya’nın keskinliği arasında büyüdüm. Bir “kültürel kokteyl” değil mi? Ama bu benim gizli silahım. Bana her yerde kendimi ait hissedebilmeyi ve herkesle bağ kurabilmeyi öğretti. Slav zarafeti ile Orta Asya ruhunun bir birleşimiyim. Tüm bu dünyaları içimde taşıyorum ve beni farklı kılan da bu.
Bugün modellik artık sadece görünümle sınırlı değil; tavır ve hikaye de en az onun kadar önemli. Sence bugün güçlü bir duruşu ne belirliyor?
Bugün güçlü bir duruş, en iddialı ya da en kusursuz olmakla ilgili değil. Tam olarak kim olduğunu bilmekle ilgili. Bir odaya girdiğinde ve kendi hikayenle -köklerinle, kusurlarınla, yolculuğunla- barışık olduğunda, insanlar o enerjiyi hisseder. Bu sadece bir poz değil; bir aura. Dolayısıyla benim için güçlü bir duruş, basitçe sanata dönüştürebildiğim bir özgünlük.
![]() |
![]() |
Paris ve Milano’da birçok defilede yer aldın. Moda haftasını içeriden deneyimlemekle dışarıdan göründüğü hali arasında nasıl bir fark var sence?
İnsanlar ihtişamı ve o 15 saniyelik yürüyüşü görüyor ama asıl enerji kulisteki yaratıcı kaosun içinde. Aynı kıyafetin iki farklı kadında tamamen farklı görünebilmesini seviyorum. Bir tasarımcının görünümünü taşıdığımda, onu sadece giymem; ona kendi hareketimi ve kendi ruhumu katarım. Bu bir iş birliği. Sadece bir manken değilsin; kıyafetleri hayata geçiren kişi sensin.
Bu sayı için “everydayness” fikrini ele aldık. Günlük hayatın sıradanlığı moda bağlamına taşındığında nasıl yorumlanıyor sence?
Doğru bakıldığı zaman her şey modadır. “Günlük hayat” ile “moda” arasında büyük bir fark görmüyorum. Her şey o hissiyatla ilgili. Basit bir sabah rutini ya da şehirde yapılan bir yürüyüş, doğru bakış açısıyla bir defile kadar ilham verici olabilir. Moda, aslında yaşam tarzımızın bir kareye yakalanmış hali. Ben en sıradan günlerin içinde o “editoryal” anları bulmayı seviyorum.
![]() |
![]() |
Sektör çok hızlı ilerliyor ve sürekli değişiyor. Bu tempoda dengede kalmanı sağlayan şey ne?
Moda dünyası saatte 100 kilometre hızla ilerliyor ama spor geçmişim benim dayanağım. Baskı altında çalışmayı biliyorum ama ne zaman durmam gerektiğini de. Kendi huzurunu koruman gerekiyor. Dinlenmeye en az Paris ya da Milano’daki büyük bir çekim kadar değer vermeyi öğrendim. Eğer kendini yeniden toparlayacak zamanı yaratmazsan, o ışıltıyı kaybedersin ve kamera, en çok o ışıltıyı sever.
Kariyerin gelişmeye devam ederken, bundan sonra keşfetmek istediğin yaratıcı alanlar neler?
Çok meraklı biriyim ve yeni bir meydan okumaya hazırım. Yakın zamanda bir Amerikan yapımı için çekimleri tamamladım ve bu benim için tam anlamıyla bir dönüşümdü. İlginç olan şu ki, bir modeli canlandırmadım, genç bir bilim insanını oynadım. Ne yüksek topuklar vardı ne makyaj; sadece saf bir zihin ve duygu vardı. Sesimi ve zihnimi farklı bir şekilde kullanmak inanılmaz hissettirdi. Sanırım bundan sonra yönüm de bu: Podyumun sessiz zarafetinden sinemanın derin anlatımına doğru ilerlemek.
![]() |
![]() |







