07
07
Matthieu Blazy'nin Harikalar Diyarı
Gabrielle Chanel'in kütüphanesinde bulunan eski bir kitaptan ilhamla hazırladığı Chanel Haute Couture Sonbahar/Kış 2026-2027 koleksiyonunda Matthieu Blazy, bir moda masalı yazıyor.
Yazar Selin Yıldız
Bir haute couture koleksiyonuna bir kreatif direktör nereden başlamalı? Belki tek bir kumaştan, tek bir renkten… Belki de yıllar öncesinden kalmış eski bir kitaptan. Matthieu Blazy, Chanel için hazırladığı Sonbahar/Kış 2026-2027 Haute Couture koleksiyonunun çıkış noktasını tam da böyle bir keşifte buluyor. Gabrielle Chanel'in kütüphanesinde rastladığı Les Fées, Contes des Contes adlı masal kitabı, tasarımcıyı modanın ve haute couture'ün anlatı kurma gücüne yeniden bakmaya davet ediyor. Blazy, koleksiyonun başlangıç fikrini şu sözlerle anlatıyor: "Merak etmeye başladım: Acaba Gabrielle Chanel'in hayatı bir masal mıydı? Kütüphanesinde küçük bir kitap buldum: Les Fées, Contes des Contes. Kendime, Haute Couture atölyeleriyle birlikte, tıpkı bir kitap gibi hikayeler anlatan giysiler yaratabilir miyiz diye sordum."
İşte bu soruyla birlikte, Grand Palais’de podyumu dev çiçekler, sarmaşıklar ve masalsı bitkilerle çevreleyen dekor hayata geçiyor. Bu atmosfer, gerçek dünyadan adımınızı bir masal kitabı sayfasına atmışsınız gibi sizi içine çekerken; koleksiyon boyunca karşımıza çıkan her görünüm de adeta bu anlatının yeni bir sayfasını açıyor. Ancak Matthieu Blazy’nin her zaman ustalıkla yaptığı gibi, bu masalsı gönderme asla kostümsü bir dile dönüşmüyor; aksine Chanel'in kodlarıyla ustalıkla harmanlanıyor. Zaten Blazy’nin amacı, bir yandan da Gabrielle Chanel’in hayatına atıfta bulunmak, belki de emekle var ettiği bu mirası bir masala benzetmek… Jack and the Beanstalk’tan esinlenen sarmaşıklar, mantar ve orman canlılarından ilham alan nakışlar, kuş yuvasını çağrıştıran şapkalar ve daha fazlası, koleksiyonun fantastik evrenini incelikle inşa ediyor. En küçük ayrıntılar bile bu hikayenin bütününe hizmet ediyor. Örneğin ayakkabıların topuklarını oluşturan heykelsi minyatür figürler, yalnızca yürürken fark edilen küçük sürprizler gibi karşımıza çıkıyor, hepsi detaylarda gizlenen, başlı başına birer sanat eseri olarak sunuluyor. Blazy'nin dikkat çekici hamlelerinden bir diğeri ise Chanel'in zamansız tailleur anlayışını yeniden yorumlayışı. Markanın imzası haline gelen tüvit takımlar korunurken daha hafif bir hal alıyor ve Blazy’nin kadrajından Chanel’in nasıl bir anlam kazandığını gösteriyor. Kısacası bu koleksiyonla görüyoruz ki, Blazy ve onun bakış açısı altında şekillenen yeni Chanel için haute couture, yalnızca kusursuz zanaatkarlığın sergilendiği bir alan değil; masalsı, yaşayan bir anlatı biçimi.






