23
23
ISTANBUL’S LIGHT: ŞEHRİ HATIRLADIĞIMIZ GİBİ
İstanbul’u İstanbul yapan nedir? Hector McDonnell cevabı şehrin silüetinde değil, içine girdikçe görünür olan ayrıntılarında arıyor. Şule Gazioğlu Gallery’nin Londra’daki ilk sergisi Istanbul’s Light, İrlandalı ressamın gözünden İstanbul’un odalarına, merdivenlerine, gündelik hayatına ve üzerlerine düşen ışığa bakıyor. 21 Eylül’de Gallery 8’de açılan sergi, 26 Eylül’e kadar görülebilir.
Yazar Kumru Yaren Cengiz
İstanbul’u uzaktan tanımak kolay. Boğaz, camiler, vapurlar, kubbeler… Birkaç görüntü yan yana geldiğinde hangi şehirden söz edildiğini anlamak için başka pek bir şeye ihtiyaç kalmıyor. İstanbul’da yaşarken hafızaya yerleşenlerse her zaman bu büyük manzaralar değil. Bir apartman dairesinin penceresinden giren ışık, eski bir merdiven, bir kafenin köşesi ya da artık nerede olduğunu bile hatırlamadığımız bir oda da şehre dair bildiklerimizin arasında.
Hector McDonnell’ın Istanbul’s Light sergisindeki İstanbul böyle bir yer. Şule Gazioğlu Gallery’nin Londra’daki ilk sergisi olarak 21 Eylül’de Gallery 8’de açılan Istanbul’s Light, Şule Gazioğlu küratörlüğünde ve Winsor Birch işbirliğiyle gerçekleşiyor. McDonnell’ın resimlerinde apartman daireleri, yalı odaları, kafeler, otel salonları, aile evleri, mutfaklar, merdivenler ve teraslar yan yana geliyor. Şehir, uzaktan bakıldığında hemen tanınan imgelerinden çıkıp iç mekanlarına doğru ilerliyor.
İstanbul’un Batılı sanatçıların gözündeki temsilinin uzun bir oryantalist geçmişi var. McDonnell’ın resimleri bu tanıdık İstanbul repertuvarına yaslanmıyor. Şehir yalnızca tarih, mimari ve kültürel mirastan ibaret değil. İnsanların yaşadığı, eşyaların biriktiği, ışığın gün içinde değiştiği bir yer.
Topkapı Sarayı, Rüstem Paşa Camii ve Kapalıçarşı da resimlerde yer alıyor. Bir yanda saray ve cami, diğer yanda bir oda, masa ya da merdiven var. McDonnell hepsine aynı şehrin parçaları olarak bakıyor. İstanbul’un anıtsal olanla gündelik olan arasındaki mesafesi resimlerde giderek kapanıyor.

Grand Bazaar Restaurant, Şule Gazioğlu Gallery izniyle.
Sergiye adını veren ışık, McDonnell’ın uzun süredir çalıştığı konulardan biri. Pencereden giren doğal ışık, yüzeylerdeki yansımalar ve gölgeler mekanın nasıl göründüğünü olduğu kadar nasıl hatırlandığını da belirliyor. Resimlerdeki bir odayı hiç görmemiş olsak da ona aşina hissedebiliyoruz. Şehir hafızası adreslerden ibaret değil. Bazen nerede olduğunu unuttuğumuz bir mekanın ışığı akılda kalıyor.
Bu resimler Hoca Ali Rıza ve Feyhaman Duran’ın İstanbul’u gündelik hayatın içinden kaydeden resimlerini de hatırlatıyor. McDonnell başka bir dönemde, başka bir yerden ve başka bir resim diliyle İstanbul’a bakıyor. Ortaklaştıkları yer, şehrin yalnızca manzarasını değil, içinde sürdürülen hayatı da resmin konusu haline getirmeleri.
1947’de Belfast’ta doğan Hector McDonnell’ın pratiğinde şehirler, mimari ve iç mekanlar uzun süredir yer tutuyor. Londra, New York, Paris, İtalya, Portekiz ve Almanya’da çalışan sanatçı, 1979’da Darmstädter Kunstpreis’i kazandı. 2003 ve 2004 yıllarında Belfast’taki Ulster Museum, çalışmalarını retrospektif bir sergide bir araya getirdi.

Fish Market with Seabirds, Şule Gazioğlu Gallery izniyle.
Istanbul’s Light, Şule Gazioğlu Gallery için de yeni bir durak. Emirgan merkezli galeri, son iki yıldır Photo London’a katılıyor. Londra’daki ilk sergisini ise İstanbul üzerine çalışan İrlandalı bir ressamla gerçekleştiriyor. İstanbul’dan Londra’ya taşınan serginin merkezinde, şehrin dışarıdan görülmüş ama büyük ölçüde içerisine bakılarak resmedilmiş hali var.
McDonnell’ın İstanbul’unda büyük şehir manzaralarının yerini bir odanın ışığı, bir merdivenin gölgesi, masadaki eşyalar ve iç mekanlarda biriken hayat alıyor. Şehir en bilinen görüntülerinden uzaklaştıkça başka türlü tanıdık hale geliyor.
Istanbul’s Light, 26 Eylül 2026’ya kadar Londra’daki Gallery 8’de görülebilir.
Kapak Fotoğrafları:
Istanbul’s Light, Afiş
Hector McDonnell, Gallery 8, Şule Gazioğlu Gallery