22 Eki 2026

Zanaattan Sanata

İstanbul’u mücevherlere sığdıran usta. Namıdiğer Sevan Bıçakçı. Adı bugün başlı başına bir marka; ancak bu markanın temelinde devasa bir mirasın bekçiliği var. İstanbul sınırlarını çoktan aşıp dünyanın en değerli koleksiyonlarına dahil olup harita genişlese de onun için hikayenin merkezi değişmiyor: Nuruosmaniye, Kapalıçarşı. Ve İstanbul...

  • Yazar Selin Yıldız 

  • On iki yaşında Kapalıçarşı’da, önce Ohannes Usta’nın yanında başlayan, daha sonra Hovsep Çatak’ın çırağı olmasıyla devam eden hikayesi, Sevan Bıçakçı’yı yalnızca bir mücevher tasarımcısına değil, Anadolu’dan Bizans’a, Osmanlı’dan bugüne uzanan kuyumculuk geleneklerinin çağdaş temsilcilerinin başında gelen isimlerden birine dönüştürüyor. Üstelik bunu öylesine modern, eşsiz ve nevi şahsına münhasır bir biçimde yapıyor ki, eserlerini Oscar kırmızı halısından Hollywood filmlerine, dünyanın dört bir yanındaki koleksiyonlara kadar uzanan bambaşka sahnelerde görebiliyoruz. Eserleri onlarca ödül kazanıyor, kişiye özel benzeri görülmemiş tasarımlar yapıyor. “Eser” diyoruz çünkü onun mücevherleri, akla hayale sığmayacak kadar büyük bir emeğin ürünü olmalarının yanı sıra ardında taşıdıkları hikayelerle başlı başına birer sanat eseri.

    Sevan Bıçakçı’nın imzası haline gelen ters oyma tekniğiyle taşların içine açılan dünyalarda, kimi zaman çıplak gözle ilk bakışta yakalamanın mümkün olmadığı detaylar bile göz ardı edilmiyor. Ayasofya’nın kubbesi bir kuvarsın içinde beliriyor, saraylar, minareler, mitolojik figürler ve doğadan sahneler birkaç santimetrelik bir yüzeyde kendi evrenini kuruyor. Üstelik bu dünya yalnızca taş oymacılığıyla sınırlı değil. Minyatür resim, heykel, mikro mozaik, metal işçiliği... Pek çok disiplin aynı parçanın içinde buluşabiliyor. İlhamını ise her türlü hikayeden, eserden hatta karşısına çıkan bir duvar detayından bile alabiliyor. Sonrası ham ustalık, adeta dahilik. Onun için hiçbir detay önemsiz değil; en küçük ayrıntı bile o dünyanın bir parçası. İşte tam da bu yüzden büyük ve kadim şehir İstanbul’u küçücük bir taşa sığdırabilecek kadar büyük bir usta.

    Kapalıçarşı’daki çıraklık yıllarınızı “bir zaman makinesi yolculuğu” gibi tarif ediyorsunuz. Röportajlarınızda da sıklıkla tarihten, örneğin bir duvarın ayrıntısından bile yola çıktığınızdan bahsediyorsunuz. Geçmişe yeniden hayat vermek diyebilir miyiz bu yaklaşımınıza?

    Geçmişe yeniden hayat vermek gibi düşünmüyorum, daha çok çocukluğumdan beri hayalimde taşıdığım bir dünya var. Biraz gerçek, biraz hayal ürünü, kendine ait bir zamanı ve coğrafyası olan bir orta dünya gibi. Kapalıçarşı, eski yapılar, bir duvarın üzerindeki küçücük bir ayrıntı ya da tarihten kalan bir obje bu dünyanın parçaları olabiliyor. Ben onları yeniden yaratmaya çalışmıyorum. Gördüğüm, hatırladığım ve hayal ettiğim şeyler zaman içinde birbirine karışıyor ve yaptığım işlerde başka bir biçimde karşıma çıkıyor.

    Mücevherleriniz ödüller kazanıyor, müzelerde sergileniyor ve aslında bu noktada birer sanat eseri olduklarını tekrar hatırlıyoruz. Tasarımınız bir müze vitrinine girdiğinde, anlamı sizin için nasıl değişiyor?

    Her tasarımı en başından itibaren tek bir kişiyle buluşacağını hayal ederek hazırlıyoruz ve bu nedenle her biri çok kişisel. Eğer yaptığımız iş zanaattan sanata doğru bir yere geçebiliyor ve bir insan ya da kurum bunu böyle tanımlıyorsa ne mutlu bize. Ama benim ona bakışım değişmiyor.

    Röportajın devamı Ekim sayısında.

    “Athena” Altın, gümüş ve kahverengi pırlantalarla, içine ters oyma yöntemiyle baykuş figürü işlenmiş yeşil garnetli yüzük

    “Aklımdasın, kalbimdesin” Altın, gümüş, beyaz ve sarı pırlantalarla içine ters oyma yöntemiyle menekşe figürleri işlenmiş quartz taşlı kolye

    “Bahar Yemini”, “Beyaz Rüya” ve “Mor İhtişam” Altın, gümüş, platin ve oval, yuvarlak ve yastık kesimli doğal pırlantalarla, içlerine ters oyma yöntemiyle menekşeler, orkideler ve prenses çiçekleri işlenmiş quartz taşlı yüzükler

    “Uç uç böceğim” Altın, gümüş, pırlanta, yeşil garnet, kahverengi pırlanta ve sarı pırlantayla, içine ters oyma yöntemiyle uğur böceği figürü işlenmiş kaya kristalinden bilezik

    “Annem sana terlik pabuç alacak” Altın, gümüş, pırlanta, yeşil garnet, kahverengi pırlanta ve sarı pırlantayla, içine ters oyma yöntemiyle uğur böceği figürü işlenmiş kaya kristalinden küpeler