28 Haz 2026

Paris’te Yelpaze Mevsimi

Paris yanmıyor; usul usul kavruluyor.

  • Yazar Hakan Bahar 

  • Haziranın son günlerinde, Paris Erkek Moda Haftası’nın İlkbahar/Yaz 2027 koleksiyonlarını izlemek için şehrin bir ucundan diğerine yürürken, podyumların dışında bambaşka bir gösteriye tanıklık ediyorum. Bu sezonun en dikkat çekici aksesuarı ne bir çanta ne de bir ayakkabı. O, defilelerde değil; sokaklarda, metro çıkışlarında, müze avlularında ve gölgesine sığınılan ağaçların altında taşınıyor: yelpaze.Bu sıcakta şehrin en zarif sesi, taş sokaklarda yankılanan adımlar ya da kalabalıkların uğultusu değil; insanların avuçlarında açılıp kapanan yelpazelerin ince hışırtısı. Yüze değdiği anda kaybolan küçücük bir esinti… Birkaç saniyelik bir ferahlık. Ama bazen insanı ayakta tutan şey, tam da o birkaç saniyedir.
    Sıcağın ağırlaştırdığı havanın içinde eller neredeyse aynı ritimle hareket ediyor. Yelpazeler usulca açılıyor, kapanıyor. Sanki herkes görünmeyen bir orkestranın şefi; havayı yeniden bestelemeye, esintiyi yeniden yönlendirmeye çalışıyor. Her bilek hareketi sıcağa karşı zarif bir direnişe dönüşüyor. Birbirine karışan küçük rüzgârlar, Paris sokaklarında görünmeyen ama hissedilen ortak bir koreografi yaratıyor. Belki de bu sezonun en etkileyici performansı podyumlarda değil; insanların avuçlarında sahneleniyor.
    Yelpaze, hiçbir zaman yalnızca sıcakla baş etmenin pratik bir yolu olmadı. İlk örnekleri binlerce yıl önce Asya’da ortaya çıktı; ticaret yollarını izleyerek Avrupa’ya ulaştı. Fransa’da özellikle 18. yüzyılda, Versailles sarayının görgü kuralları içinde zarafetin ayrılmaz bir parçasına dönüştü. Onu taşıyan el kadar, nasıl tutulduğu, nasıl açıldığı ve yüze nasıl yaklaştırıldığı da bir incelik göstergesiydi. Küçük bir rüzgâr üreten bu nesne, aynı zamanda kültürel bir kimlik taşıyordu.
    19. yüzyılda yelpazenin etrafında neredeyse bir mitoloji oluştu. Aşkı, mesafeyi, bekleyişi ve arzuyu anlatan sessiz bir dili olduğu söylendi. Bu anlatıların ne kadarının gerçekten gündelik yaşamın parçası olduğu bugün hâlâ tartışılıyor. Ancak tartışılmayan bir gerçek var: Yelpaze, işlevini aşarak hafızaya dönüşmüş bir nesneydi. Bir dönemin estetik anlayışını, beden dilini ve toplumsal ilişkilerini üzerinde taşıyordu.
    Bugün Paris’te aynı yelpaze bambaşka bir hikâye anlatıyor. Defile kuyruklarında bekleyen moda editörleriyle müze ziyaretçileri, kafelerde soluklanan  turistler ile Parisliler aynı refleksi paylaşıyor. Bir zamanların saray aksesuarı, bugün iklim krizinin en zarif tanıklarından biri. Zarafet değişmedi; değişen, ona duyduğumuz ihtiyaç.
    Belki de nesnelerin gerçek değeri, değişmeyen biçimlerinde değil; zaman içinde üstlendikleri yeni anlamlarda saklıdır. Yelpaze hâlâ aynı yelpaze. Değişen, onu elimize alma nedenimiz.
    Belki de yıllar sonra bir moda ya da tasarım müzesinde, 2027 yazına ait bir vitrinin içinde sıradan bir yelpaze sergilenecek. Yanındaki küçük etikette ise belki yalnızca şu yazacak: “İnsanlar, dünyanın giderek ısındığı yıllarda kendi rüzgârlarını yanlarında taşımaya başlamışlardı.”
    İşte o zaman, bugünün en sıradan görünen nesnesi, bir dönemin en güçlü tanığına dönüşecek.

    Kapak Fotoğrafı: Karl Lagerfeld, Dustin Pittman