27 Ağu 2026

Çatlaklardan Sızmak: Istanbul Fringe Festival 8. Yılında

Ana akım ile alternatif arasında, merkez ile çeperin ortasında… Istanbul Fringe Festival sekiz yıldır İstanbul’un farklı noktalarında yeni buluşma anları yaratıyor. Istanbul Fringe Festival, 19-26 Eylül’de yeniden sizlerle buluşmaya hazırlanıyor.

  • Yazar Kumru Yaren Cengiz 

  • Alışılmadık mekanları, yeni sanat biçimlerini ve bağımsız üretimleri bir araya getiren festival, kendisini sabit bir yapıdan çok, kitlesiyle birlikte sürekli dönüşen bir hareket alanı olarak görüyor. Sekizinci edisyon öncesinde Istanbul Fringe Festival'ın hikayesini, bağımsız sanat alanının bugününü ve festivalin geleceğini festivalin Kurucu Ortağı ve İletişim Direktörü olan Eda Erman Öztürk ile konuştuk. Istanbul Fringe Festival, 19-26 Eylül’de yeniden sizlerle buluşmaya hazırlanıyor.

    8. Istanbul Fringe Festival Afişi8. Istanbul Fringe Festival Afişi

    Istanbul Fringei sekiz yıldır İstanbulun farklı noktalarına taşıyorsunuz. Şehir ve mekanlar festival deneyiminde nasıl bir yere sahip?

    Biz, “Fringere” fikrinde bahsettiğimiz gibi ana akım-alternatif, içerisi-dışarısı, merkez-çeper gibi ikiliklerin arasında üçüncü ihtimaller yaratmaya çalışarak bir oyun alanı yaratmaya çalışıyoruz. İlk senemizden itibaren özellikle mekansal olarak İstanbul’un farklı mahallelerinde, farklı yapılarda mekanlara yayılmak bizim için bu anlayışın merkezinde. Her yıl köklü kültür sanat kurumları, orta ölçekli mekanlar, bağımsız tiyatrolar, gösteri sanatları mekanı olmayan küçük ve alternatif, sürprizli mekanlar arasında bir çeşitlilik yakalamaya çalışıyoruz. Bunun bir boyutu normalde büyük kültür kurumlarında görülmeyen deneysellikte gösterileri buralarda programlarken bir yandan da insanları normalde kültür sanat izleyicilerinin alışık olmadığı mahalle ve mekanlara götürmek oluyor. Festival mekanlarındaki bu ikiliklerle kendi dilini, sözünü yaratıyor.

     “Bağ Kurma: Barın Han × Istanbul Fringe Festival-Ortak Üretim Programı”ndan biraz bahseder misiniz?

    İlk seneden bu yana İstanbul’un tarihi mekanlarında mekana özgü projeler gerçekleştirmeyi hayal ediyoruz. Bunun yanına bağımsız festival ve sanatçıların varlığının ve ekonomik sürdürülebilirliğinin giderek zorlandığı bu dönemde yeni üretim modelleri keşfetmeyi istiyoruz. Bu süreçte, BarınHan ile bir araya gelerek, “Bağ Kurmak” ile, farklı disiplinlerden sanatçıların birlikte üretim yapabilmelerine alan açtık. Açık çağrıya o kadar çok sayıda, iyi, ilginç ve birbiriyle konuşan proje geldi ki, 3 proje hedefimiz 9’a yükseldi. Biz daha çok gösteri sanatları başvuruları beklerken edebiyat, görsel sanatlar ve multidisplinler projeleri de içeren çok geniş bir skaladan projeler bir araya geldi. 6 aylık bu süreçte birbirinden ilham alıp dönüşen, iç içe geçen bu projeler kollektif bir üretim süreci geçirdi. Yani “bağ kurmak” sadece bu işlerin sanatsal teması değil, aynı zamanda üretim biçimi ve araştırma konusu oldu. Bu projenin CultureCivic Yerel Projeler Fonu’nu alması bizi ekonomik olarak da yeni bir model yaratmak konusunda umutlandırdı. Bu yoğun sürecin ardından 20 ve 21 Eylül’de projelerin tamamlanmış halleri, festival kapsamında Barın Han’da gösterilecek. Umarız hem Barın Han’da başka temalarla, hem de farklı mekanlarda farklı formatlarda bu modeli sürdürebiliriz.

    Pardon!Pardon!

    Fringe” kavramı Türkiyede hâlâ kendini açıklamayı gerektiriyor. Sizce Istanbul Fringei klasik bir tiyatro ya da dans festivalinden ayıran, onu gerçekten Fringe” yapan şey ne?

    Fringe’in çıkış hikayesi sınırı, çeperi, anaakımdan dışlananların kendi ifade alanını işaret ediyor ama Istanbul Fringe’i tanımlarken bu kavramın en köküne; Latince “fringere” fiiline dönmeyi tercih ediyoruz. Bu kelime anlamıyla sürekli bir eylem halinde olarak, kapalı bir alanda ışığın gireceği bir çatlak açmayı, böylece de içerisi ve dışarısı arasında sürekli bir hareket yaratmayı ifade ediyor bizim için. Böyle bakınca çok soyut ama aslında festival deneyimi tam da bu hal. Istanbul Fringe’in kendine özgü bir programlama, topluluğuyla ilişki kurma ve iş yapma biçimi oluştu. Anaakım ve alternatif arasında sürekli bir hareket yaratmak bizi klasik festivallerden ayıran özelliklerden biri. Yeni biçimleri, buluşma tarzlarını, mekanları, formatları aramak bir diğeri diyebiliriz. Belki en önemlisi de topluluğumuzla göz seviyesinde, yatay bir düzlemde buluşmak. “Seyirci”lere bir program verip kenara çekilmeyi sevmiyoruz; katılımcılarımızdan gelenlerle dönüşerek, birlikte yaratarak deneyimliyoruz festivali. Bu sayede belki 8 senedir büyük sponsorluklar, kurumsal destekler olmadan, “mümkün olmaz" denileni yapılabilir kılan, görünmez olanı görünür hale getirmeye uğraşan, çizgilerinin dışına bakmaya cesaret edebilen ve o çizgilerden dışarı sızabilen bir oluşum. Biz, bu kentte bir araya gelme alanları yaratıyoruz. Bu da bizim kavuşup sarılmaya, beraber olabilmeye, nefes alabilmeye ve aynı gök kubbe altında olduğunuzu hissedebilme arzumuzu yansıtıyor.

    Bağımsız ve yükselen sanatçılar için Türkiyede bugün en temel meseleler neler? Istanbul Fringe Festival burada nasıl bir rol üstleniyor?

    Bugün alanda herkesin en büyük problemi ekonomik olarak varlık savaşı veriyor olmamız. Sanatçılar, mekanlar, festivaller, kültür profesyonelleri, hepimizi kaynak yokluğu ve ekonomik koşullarla mücadele ediyoruz. Festivalin kurucu ortaklarından biri olarak şunu söylemem gerekir; Istanbul Fringe ile biz bireysel olarak elimizi bazı taşların altına koymaya çalışıyoruz. Bu sorumluluğu herkes almak zorunda değil elbette ama bence bunu bir güce çevirmeyi başardık Istanbul Fringe olarak. Hatta belki soruyu “bağımsız bir festival nasıl katkıda bulunabilir?” diye sormalıyız belki; çünkü biz de aynı koşullarda var olmaya çalışıyoruz. Bizim en güçlü taraflarımızdan biri uluslararası ağlardaki varlığımız ve erişimimiz. Dünyanın en büyük uluslararası dans ağı Aerowaves’e üyeliğimizi dans sanatçılarının uluslararası dolaşım imkanı için kullanmaya çalışıyoruz. Festivale davet ettiğimiz uluslararası profesyonellerin davetiyle sanatçılar daha iyi koşullarda yurtdışında işlerini sergileme olanağı bulabiliyor. Örneğin 2025’te Brüksel’de Moussem Cities festivalinin İstanbul edisyonu için bu şekilde 3 gösteri Istanbul Fringe Festival’den Brüksel’e davet edildi.
    Son iki yıldır özellikle festivaldeki panelleri “buluşma” formatına dönüştürdük geçerek festivale dair eleştirileri, beklentileri, önerileri dinleyip bu yönde ilerlemeye çalışıyoruz. Burada belki bir küçük teşekkür iletmek gerekir; festivalin öz kaynakları devamlılığı olumsuz etkileyebilecek noktaya geldiğinde ve kendi içimizde ürettiğimiz çözümler yetersiz kalmaya başlayınca, topluluğumuzdan destek istedik. Açık sözlülükle içinde bulunduğumuz durumu ifade ettiğimiz zaman çok büyük bir destek aldık. Fringe United dediğimiz bir inner circle'ımız oluştu. Kendi kaynakları ile Istanbul Fringe'i yan yana getirerek festivalin geleceğine katkıda bulunuyorlar. İyi ki varlar!

    Eda Erman ÖztürkEda Erman Öztürk

    Sekizinci edisyonun ardından Istanbul Fringe için nasıl bir gelecek hayal ediyorsunuz? Festivalin yalnızca İstanbulda değil, Türkiyenin alternatif ve disiplinlerarası performans sanatları ekosisteminde nasıl bir yer edinmesini istersiniz?

    Başından beri gösteri sanatları alanında uluslararası bir platform olma hedefimizi devam ettiriyoruz. Kaynak yaratabilen ve dağıtabilen bir konumda olmak hep istediğimiz bir şeydi. Ancak içinde bulunduğumuz koşullar bazı şeyleri zorlaştırıyor. Sanatsal olarak öncü, cesur, yaratıcılığa ve neşeye alan açan, “bağ kuran” bir yapı olmasını istiyoruz Fringe’in. Bunu başardık zannediyoruz; kireçlenmeyen, hep gençleşen ve kendini yenileyen bir yapıda olmasını isteriz.

    Kapak Fotoğrafı: MONDO, Fotoğraf: Frank D. Domínguez